5 Nisan 2012 Perşembe

Bir Kitap Dokuz Cümle


Kırkikindiler başladı. Hava beyaz bulutlarla kapalı. Bu yüzden ortalıkta beyaz bir aydınlık var. Az önce yağan ve azalan yağmurdan sonra şehir hafiften kendine gelmeye başladı. Odamın penceresini sonuna kadar açtım. İçeriye hafiften bir serinlik doldu. Birazcık üşüsem de pencereyi kapatmıyorum çünkü dışarıda kuşlar var. Belki biraz sonra güneş açacak ve güvercinleri tekrar yerlerden yuva yapmak için çalı-çırpı toplarken göreceğim. (Yazı bittiğinde güneş parlıyordu.)

Dışarıda bunlar olurken ben bilgisayarımın başında aklıma ilk gelen şeyi alıntılayarak yazacağım buraya.

İlk önce kitaplarımın olduğu koordinatlara doğru yol alıyorum. Kitaplarımın huzuruna çıkınca şöyle hafiften geriye çekilerek tüm servetime alıcı gözlerle bakarak iç geçiriyorum. Tüm kitaplarımı tek tek gözden geçirerek onları satın aldığım günlere yolculuk yapıyorum.

''Hmm.Bunu aldığımda üniversite 2. sınıftaydım. Vay bee tam 5 taksitle almıştım bu kitabı'' diyorum.

'' Bunu almak için ne kadar da kararsız kalmıştım. Şimdi bunu alırsam 3-4 gün parasız dolaşırım. Olsun be'' deyip almıştım.''

Tüm bu ve buna benzer nostaljik geri dönüşleri tamamladıktan sonra kitaplığımın en sağ alt köşesindeki kitaba gözümü dikiyorum. O kitaptan yukarı doğru 9 kitap sayıyorum ve 9. kitabı elime alıyorum. Bu kitabın 99. sayfasını açıp 9. cümlenin bitiminden sonraki tam 9 cümleyi aşağıya yazıyorum :




'' ... Derken, Robert De Niro , Bonesman olmayan bir general olarak ortaya çıkar , Angleton'a CIA'in öncüsü Office of Strategic Service'in(OSS) Londra bürosunda iş teklif eder.Şimdi , tabi ,Laura'nın sağır ve dilsiz olduğunu da düşünürseniz,Miss Russell'ın ne dişli bir kadın olduğunu anlarsınız.Nitekim,birkaç hafta ya geçer ya geçmez , kızın abisi Angleton'u kenara çeker, Miss Russell'ın hamile olduğunu , onurlu bir Bonesman olarak kendisinden '' bekleneni yapmasını '' ister. Düğün sırasında pat pat pat bir asker gelir , güveye bir hafta içinde Londra'da olmasını emreden evrakı getirir.(Niye düğünün ortasında , getiren neden asker sormayacaksınız.)

Böylece , Angleton , hamile karısını memlekette bırakır , Londra'ya gider , ama o da ne ?! Nazi casusudur diye attırdığı hocası , meğer İngiliz istihbaratının saygın bir elemanı olarak atandığı ofiste çalışmaktadır! Meğer , kendisi Yale'e sızmış Nazi casuslarını yakalamak için orada bulunuyormuştur , Angleton'un işgüzarlığı sayesinde adamın onca gayreti boşa gitmiştir.Kaldı ki , hocanın tek kusuru eşcinsel olmasıdır ; eşcinsellerin güvenlik zaafı teşkil ettiklerinin düşünülebiliyor olması Angleton'un nasıl  bağnaz bir örgütün içine düştüğünün göstergesidir! Üstelik adam her şeye rağmen Angleton'u sevmektedir. '' Henüz bir ruhun varken ... bu pis işi bırak , '' diye nasihat bile eder ama akabinde de öldürülür , cesedini Thames Nehri'ne atarlar .... ''


Alev ALATLI
Hollywood'u Kapattığım Gün
(Amerikalılara çok büyük iyilik yaptım) 


Benim işim bitti sıra sizde.Hadi bakalım siz de aynısını yapın.Belki bilmediğimiz kitaplardan ilgimizi çekecek bölümler okuruz ve merak ederiz ve gider satın alırız.  :)

2 yorum:

öykü dedi ki...

AA a ne kadar guzel bı yazı olmuş bu GÖK TÜRK

bı de Robert de nıro yu cok severım ben

GÖK-TÜRK dedi ki...

öykü>>> Teşekkür ederim :) Haklısın Robert Amca sağlam bir aktör .

Yorum Gönder

Yorumlarınız Türkçe yazım kurallarına uygun olduğu için;hakaret içermediği için teşekkürler

Add to Technorati Favorites